X
    Categories: dgsüretkenlik

Kendin Hakkındaki Fikirler ve Etkileri? – Carol Dweck

Haaay gaays! Abi şu matematik çok zor yeaacılar, ayol benim sayısal zekam yok ama sözelde zehirim zehirciler, sayısalcılar biraz şımarık ama zeki çocuklar vesselamcılar ve akşam yemeğinde “Fahri beylerin oğlu da ODTÜ mimarlığı kazanmış” şeklinde soldan sert kroşelerle alttan giydirmelere maruz kaldığın anne/baba eleştirilerinden sıkınlar; bi’ gelin bir şey anlatacağım, kendin hakkındaki fikirler ‘den bahsedeceğim.
(Özet geç diyenler direk aşağıdaki videoyu izleyebilirler)

Şu motivasyon hakkında bir çok şey okudun, bilirsin, hepsi aynı şeyler. Ama içlerinden biri var ki öyle ‘yav he he’ deyip geçemeyeceğin kadar önemli. Tamam sakin ol şampiyon söylüyorum; kendine olan inancın ve değerlendirme biçimin. Hatta gel bunun hakkında bir tane de aforizma patlatayım ortamlarda kullanırsın: ‘Söylesene bana aynada hiç görmemiş olsaydın, kendini nasıl çizerdin?’

Kendin Hakkındaki Fikirler

Bu kofti motivasyon yazılarının çoğu madde maddedir ve en fazla helyum gazı gibidir, tecrüben ile sabit ve bu kişisel gelişim maddelerinden biri hep şöyledir; başaracağınıza inanın; işte benim bu konu hakkında iki çift lâfım var, üstelik tamamı bilimsel verilere dayanıyor.

Stanford Üniversitesi psikoloji profesörü Carol Dweck, yaptığı çalışmaları mindset isimli kitabında insanın kendi hakkındaki düşüncelerinin, öğrenme becerisine ve hayatına nasıl etkileri olduğunu kanıtlayarak anlatıyor. Dweck kitabında insanların çocukluğunda edindikleri kendileri hakkındaki düşüncelerini iki grupta topluyor:

bâp I. Ben Böyleyim’ci Kafalar (Sabit Fikirli)

Dweck burada sayısal zeka işidir diyenlere elinin tersiyle tokat atıyor. Çünkü bu kafa yapısına sahip insanlar, zeka düzeylerinin, yeteneklerinin gelişmeyeceğine inanırlar. Ziyadesiyle bu kişiler hayatlarını, sahip oldukları donanımın kendilerine yeterli olduğunu kanıtlamakla harcıyorlar çünkü sahip oldukları donanımlar hakkında ne kadar zayıf olduğunu göstermek istemezler, zira o an ne kadar aptal göründüklerine kafayı fena halde takarlar. Bir işe giriştiklerinde başarısız olmaktan korkarlar çünkü başarısızlık bu kişiler için kaybetmek demektir ve yalan söylemenin hafifliği böyle böyle başlar.

Denemelere sırf bu nedenle girmeyen insanlar tanıyorum, senin var mı böyle arkadaşların? O arkadaşlar kesin vardır, anlarsın ya!

bâp II. Gelişebileceğine İnanan Kafalar

Bu insanlar ise Dweck’in çalışmalarına göre sahip oldukları yeteneklerin, zeka düzeylerinin, insanlar ile olan ilişkilerinin henüz başlangıç olduğunu düşünürler ve geliştirebileceklerine inanırlar. O zaman herkes 14 yaşındaki Baran gibi aynştayn olur ağa diyorsun biliyorum fakat Dweck bunun da cevabını veriyor; herkes bir aynştayn olamayabilir fakat kişinin gerçek potansiyelinin bilinemeyeceğini söylüyor ve ekliyor sen kâhin misin de uzun süren bir eğitim sonunda ne kadar gelişebileceğini şimdiden kestirebiliyorsun?

Halt ediyor ama güzel de söylüyor. Zira bu insanlar başkalarından kabul görmek yerine kendilerini geliştirmek ve öğrenmek odaklı bir felsefe benimsemekteler. Ancak en önemli olan özellikleri başarısızlıktan korkmamaları ve hatta buna bazen -sana manyakça gelebilir ama- sevinmeleridir. Çünkü bu insanlar başarısızlığı gelişme fırsatı olarak görüyorlar. Ziyadesiyle başkalarına “Fahri beyin oğlu da şurayı kazanmış” dedirtmek yerine -yani övgüler almak için çabalamak- kendini geliştirmeyi tercih ediyorlar. Zayıf oldukları konuları gidermek yerine saklamak, onlar için harcanmış bir potansiyel demek. Hatta yine çılgınca gelecek ama bu insanlar kendileri övenler yerine yeni şeyler öğretmeye zorlayan insanlar ile muhattap olmayı tercih ediyorlar. Sonuç olarak bu insanlar kendilerini rahat hissettikleri o güvenli bölgeden çıkmanın gerekliliğine inanıyorlar çünkü gelişme ancak böyle sağlanabilir.

Şimdi çözemediğin zaman sıkıldığın ve kendini biraz zayıf hissettiğin sorular var ya hani işte onlar çok değerliler. Sana sınavı kazandıracak olan işte tam olarak onlar, sev o soruları; koynuna al.

İyi de paşam bunları zaten biliyorduk neden zamanımızı aldın?

Kabul ediyorum çok klasik bilgiler fakat Dweck bu bilgileri deneyleri ile kanıtlamış. 4 yaşındaki bir grup çocuğa bazı sorular sormuşlar. Daha sonra tekrar aynı grubu toplayıp daha önceden sordukları soruları ve yeni soruları bir tahtaya yazıp birini seçmelerini ve seçtikleri sorunun cevabını kağıda yazıp vermelerini istemişler. Aynen düşündüğün gibi ben böyleyimci sabit fikirli çocuklar daha önceki çözdükleri soruları tekrar seçmişler. Böylece sıfır hataları olacak ve ödül olarak övgü alacaklar. Gelişebileceğine inanan çocuklar ise yeni soruları hatta içlerinde en zor soruları seçmişler. Çünkü başarı bu çocuklar için bir gelişim süreci.

Dweck bununla yetinmiyor ve her metanetli bilim insanı olarak bu çocuklara zor sorular hakkında değerlendirme yapmasını istiyor. Sabit fikirli çocuklar soruların cevapları ile hiç ilgilenmeyip tamamen kendi yetenekleri üzerine konuşmayı isterken, gelişime açık kafa yapısı olan çocuklar verdikleri cevap doğru dahi olsa sorunun cevabını tekrar dinledikleri ve öğrenebilecekleri bir şeyler aradıklarını görüyor.

Özellikle son yaptığı bir çalışma var ki şaşkın olursun. Dweck, bir grup çocuğa sorular soruyor ve çözdükleri sorular üzerine övgüler yağdırıyor. Şu kadar soruyu doğru yaptın, gerçekten çok zekisin gibi. Farklı bir gruba ise şu kadar soruyu doğru yaptın, çok çalışmış olmalısın karşılığını da alıyorsun şeklinde telkinler veriyor. Yani bir grubun zekasını diğer grubun  ise verdikleri çaba ve gayretini övüyor.

Dweck’i bile dumura uğratan olaylar ise bundan sonra başlıyor. Dweck her iki grubu birleştirip zor sorulardan oluşan bir sınava tabi tutuyor. Zekası ve yetenekleri övülen çocukların ben böyleyimci yani sabit fikirli insanların davranışlarını sergilediklerini görüyor. Zira bu çocuklar kendilerini önceki kadar zeki hissetmediklerine inanıyor. Çünkü bu çocuklar için başarısızlık yeteri kadar zeki olamamak demek. Çalışma gayreti övülen grup ise gelişmeye inanan insanların davranışlarını sergiliyor. Çünkü bu çocuklar yapamadıkları sorular için yeteri kadar akıllı değilim yerine üzerine çalışırsam yapabilirim diye düşünüyor ve öğrenme odaklı davranıyor. Sınav sonunda ben böyleyimci çocuklar hiçbir zevk almaz iken gelişebileceğine inanan çocuklar zevk aldıklarını belirtiyor.

Bitmedi, Dweck çocukların aldıkları notları bir kağıda yazmasını ve arkadaşları, aileleri ile paylaşmalarını istiyor. Ben böyleyimci sabit fikirli çocuklar aldıklarını notları daha yüksek gösterip, başarısızlıklarını gizliyor.

Dweck bunu şöyle açıklıyor; “Sıradan çocukları sen akıllısın diyerek birer yalancıya çevirdik”

Tüm bu okuduklarından sonra umarım başarabileceğine inanmanın kofti bir motivasyon mottosu olmadığını anlamışsındır.

Sahiden, söylesene; daha önce hiç görmemiş olsaydın, kendini nasıl çizerdin?

Carol Dweck’in bu konu hakkında Ted konuşması kaynak alınmıştır. Konuşmanın Türkçe altyazısını aktifleştirmeyi unutmayın. Youtube link

Beni ilk kez okuyorsan ve buraya kadar da üşenmeyip okumuş isen bunları okuman şart:
bâp I. DGS ye Nasıl Hazırlanmalı?

bâp II. DGS ye Hangi Kaynaklardan Çalışmalıyım?

bâp III. Soru Çözme Alışkanlığı ve Soru Nasıl Çözülür?

kendin hakkındaki fikirler, carol dweck

erkan özcan
meram/ ocak 2017