Info

burada aklımı çelen şeyler var; eğitim, bilim, DGS ve mimarlık.

Posts tagged erkan özcan

Hey! What’s up dude, sana hedef nasıl belirlenir bunun cevabını vereceğim hem de en bilimsel açıdan ama senin daha önce nasıl hedef belirlediğini ve neden o hedefe bir mermi gibi kitlendiğin halde devamını getiremediğini ya da hedefine neden hiç yaklaşamadığını anlamanı istiyorum çünkü bence asıl problemin tam olarak bu; hedefi nasıl belirledin? İşte tam da bu nedenle hedef nasıl belirlenir diyerek ukalaca ve madde madde konuşmadan evvel hedef belirlerken yaptığın hatalardan bahsedeceğim.

Otobüste, cam kenarında oturuyorsun ve okuldan, dershaneden, işten çıkmış eve en yakın durağa doğru yaklaşıyorsun ya da banyodasın ve kafandan aşağı sular dökülüyordur o an yahut yürüyorsundur üstelik istediğinden filan değil, belki son paranı sigaraya harcadın ya da kim bilir güzel bir kadına kahve ısmarladın ve meteliksizsin, belki de masa başındasındır önünde bir defter ve defterin içinde her desten saçma sapan, kopuk kopuk notlar vardır çünkü tek bi’ defterle okulu bitirmeye alışıksın ve yeni bir sayfasını açıp kocaman bir başlık atıyorsundur; SAYILAR ya da kim bilir gecenin ortasında bir yerindesin kafan yastıkta, sokaktan gelen araba sesleri vardır ve sen o sessizlikte hayatının geldiği noktayı düşünüyorsundur. Tanıdıktır bu duygu, bilirsin; o an kendine hiç acımadan en sert kroşelerle girişmeye başlarsın: Seni aptal, seni tembel, ah be geri zekalı, neden, neden ha neden, kaç yaşına geldin hâlâ… Muhammed Ali gibi ringin köşesine sıkışmış elin yüzün kan olmuştur. İncinmişsindir. Ama sonrasında bir karambol olur ve söz dersin, bu kez söz, hayır öncekiler gibi değil bu kez en harbici sözdür bu, tutacaksındır. Tıpkı öncekiler gibi. Ama hayır bu kez en harbicisidir, öncekilerden farklıdır. Tıpkı öncekiler gibi… Bu kez sen atağa başlarsın, Muhammed Ali gibi çünkü Muhammed Ali önce bilerek ve isteyerek dayak yer rakibini yorar sonrasında ise rakibi en bitkin durumda iken atağa geçerdi. Sende öyle yaparsın ve kazanırsın. Pazartesi kesin başlıyorsundur ders çalışmaya, ayın bilmem kaçında kesin bırakıyorsundur sigarayı, buyıl kesin İngilizceyi öğreneceksindir, kesin başlayacaksındır spora, haftaya mutlaka her gün bilmem kaç sayfa kitap okuyacaksındır, falandır filandır… Okumaya devam et

Bu yazı, 9 kişi üzerinden ortalama 4,56 puan aldı.

Kafası bir şeylere atmış olan bir dostun en bedbaht anında senin iyi geleceğini de düşünerek, yanına geliyor ya; o an ‘iyi gelmeler’den bağımsız, onu çok sevdiğinden, samimice ayağa kaldırmak istiyorsun hani; işte o an en gereksiz şeyleri yapmıyor musun? O an en anlamsız şeyleri söylemiyor musun? Ezbere kaçan tüm temenniler yakana yapışmıyor mu anlık? O dostu bu durumdan kurtarmak istedikçe daha da çirkinleşmiyor mu haliyet-i ruhiyen?

Çirkinleşiyor.
Çünkü anlıyorsun ki o çok sevdiğin dostun aslında ayağa kalkmak filan istemiyor. Dillere pelesenk olan ‘carpe diem’ mottocularına inat, kafasını bozan şeyin bu kedere değer olduğunu anlıyorsun.
Anlıyorsun.
Anlıyorsun; seni de yanına, dibe çeken o dostu.

Başka meyanlarda ve hallerde anı yaşamıyor musun o an, omuz omuza? Ve artık sen de en az onun kadar yalnız hissetmiyor musun? Onun kadar çağresiz? Birlikte koca bir bohemya imparatorluğu kurmuyor musun? Samimice verdiğin tüm gereksiz uğraş, yerini bir sessizliğe bırakmıyor mu sonunda? Bırakıyor ve sadece ikinizin vâkıf olduğu bir sır çıkıyor ortaya; sessizliğin anlamı.

Gün aydığında, bulutlar çekildiğinde artık tüm kederler daha asil, dertler kadifeli olmuyor mu?
Oluyor.

erkan özcan
konya’da bir yer/ kasım 2016
fotoğraf: mudurnuda bir evsiz

twitter | instagram

Bu yazı, 3 kişi üzerinden ortalama 5,00 puan aldı.

erkan özcan in Genel