Info

burada aklımı çelen şeyler var; eğitim, bilim, DGS ve mimarlık.

Kalimera my darling! Bu sayfada yazılan verimli ders çalışma ve verimli öğrenme hakkında okuyacakların, magazin dergilerindeki boş kalan yeri de şununla dolduralım mantığıyla yazılmış kofti yazılara benzemeyecek, söz veriyorum. Çünkü zaman denilen bombastik şey çok değerli ve seni asıl üzen şeyler zamanını hep hoyratça kullanmış olman, anlarsın ya; hep hırsızlara güvendik! İşte tam da bu nedenle gözünün korkacağı kadar uzun bir yazı bu ama bak, sana bilmediğin şeyler öğreteceğim. Bak dinle; burada anlatacağım verimli ders çalışma hakkında yazılan şeyler bir hayli uzun zira hap şeklinde alacağın ve daha burayı terk etmeden unutmuş olacağın maddeler sıralamıyorum. Verimli ders çalışmanın ile kuralı; “neden verimli ders çalışamıyorsun?” sorusunu bilmektir. Bunu öğrendiğin an, verimli ders çalışmanın ilk adımını atmış olursun.

Verimli ders çalışma ya da verimli öğrenme senin için ne anlama gelir bilmiyorum ama bu yazıda, verimsiz çalışmaya neden olan zihinsel ve biyolojik etkenleri sıraladım. Sonrasında bu etkenleri nasıl ortadan kaldıracağımızı anlattım ve hemen peşinden hafıza nasıl oluşur ve geliştirilir sorusunun yanıtını verdim. Çünkü verimli ders çalışma tekniğini bilmek için önce beyin nasıl öğreniyor bunu bilmelisin yani öğrenmeyi öğrenmelisin. İşin en güzel kısmı ise verimli ders çalışma ve etkin öğrenme hakkında yazdıklarımın bilimsel makale örneği taşımasıdır zira tüm yazılanları bilimsel araştırmalar ışığında irdeledim ve kaynakları da ekledim. Son olarak; Anthony Greene tarafından tavsiye edilen ve öğrenilen bilginin kalıcı olmasını sağlayan bilimsel araştırmaların madde madde ekledim. O halde gel şimdi beynin verimini etkileyen ve etkin öğrenmeyle dirsek teması sıraya giren şeylerden ve verimli ders çalışmadan bahsedelim.

Verimsiz Ders Nasıl Çalışılır?

Fahri beylerin kızı Pelinsu, liseden bu yana okuldan çıkarken kitapları memelerine bastırıp sarılmayı huy edinmiştir ama onun kafasını bozan asıl alışkanlık bu değildir. O hep vizelere son 3-4 gün kala ders çalışmaya başlamaktan şikayetçidir ve kendine hep aynı şekilde yüklenir; ‘bi’ daha Berkecan’lar ile her gün starbakslarda takılmıycam.’ Neyse, Pelinsu yine sözünde durmamış, vizelere 3 gün kalmıştır ama bugün ders çalışacaktır, kesindir, vallahidir, billahidir. Evine gelir, prensesler gibi yemeğini yer, odasına çekilir ve masasını toplar. Bilmemkaçliraya aldığı orijinal çantasından ayfonunu çıkarıp, en yakın vize tarihine bakar. Odasında bir kenara atılmış olan dersin notlarını bulup, masa başına geçer. Ayfonunu da şarja takıp masanın üzerine yerleştirir.

Pembiş fosforlu kalemi ile önemli notların altını çizmeye başlayalı yirmi dakika olmuştur ki telefonuna bir bildirim gelir. İki dakika bakayım kimdenmiş diye eline alır, mesaj Burcusu’dan gelmiştir ve şöyledir; ‘Pelinsu biliyomusun, Mertcan beni aldatıyomuş yha, çok kötüyüm bana bunu nasıl yapar ya ağlamaktan gözlerim şiştiii hemen ara’. Pelinsu önce büyük bi’ şaşkınlık ile Ohaaaa kızııaamm ne diyosun yaa diye iç geçirip pembiş fosforlu kalemini hışımla masaya bırakır, sıkıca sarıldığı ayfondan hemen Burcusu’yu arar. Bir saat telefonda tartıştıktan sonra akşam buluşalım, detaylıca tekrar konuşalım diye sözleşirler. Sonrasında bi’ iki dakika da Mertcan’ın hikayelerine bakıp derse öyle devam edeyim der. Mertcan her zamanki gibi havuz partisinde son ses müzikle dans ediyordur ve yanında başka Burcusu’lar vardır. Dayanamayıp yazıklar olsunlu cevaplar atar. Oh olsundur. Pelinsu, iki dakika diye aldığı telefonda yaklaşık bir buçuk saat geçirmiştir. Hemen derse geçer ve üzerine bir saat daha yedikten sonra hazırlanıp çıkmaya karar verir. Pelinsu’nun hikâyesi ne kadar tanıdık gelmiştir bilemem fakat bildiğim bir şey var ki bu hikâyenin nedenleri farklı da olsa sonuçları hep aynı, bilirsin; dikkat dağılmasının faturasını hep sen ödersin.

Verimli Ders Çalışmayı Etkileyen Faktörler

verimli ders çalışma
Nasıl verimli ders çalışılır? Verimli Çalışma ve verimli öğrenme

Anlatmak istediğim şey şu; senin birçok kez okuduğun ama pek de ciddiye almadığın dikkatini dağıtan şeyler unutmanın baş kahramanıdır. Çünkü beyin denilen 1450 gramlık organın muazzam güçleri olsa da bazı sınırları var; bunlardan birincisi beynin, uzun bir süre dikkatini tek bir konuda koruyamaması. Diğeri çalışan hâfıza olarak da isimlendirilen ve öğrenilen bilgiyi uzun süreli hafızaya taşımadan önce kayıt altında tutan bölgenin sınırlı olması. Sonuncu sınır ise beynin, işlemler arası geçişteki hızı.

Beyin hızı konusunda yapılan çalışmalar gösteriyor ki beyin, bir işlevden diğer işleve geçişi sırasında dikkat dağıtan şeylere karşı aşırı duyarlılaşıyor ve hâfızada kesintiler oluşuyor. Yani beyin, bir bilgisayarın açma tuşuna bastığın anda gerçekleştirdiği multitasking (aynı anda birden çok işi yapmak) yeteneğinde başarılı değil. Hatta araştırmalarda beynin aynı anda birden çok iş yapmasının, doğasına aykırı olduğu kanıtlanmış ve bir işten diğerine geçildiğinde beynin yorulduğu hatta iki kat daha fazla zaman harcadığı ziyadesiyle optimal düzeyde çalışamadığı görülmüş. (*)Bu çıkarımlar doğrultusunda eğer verimli bir şekilde öğrenmeye başlamak istiyorsan beynin sınırları bilmelisin ve multitasking ile baş etmelisin.

Eeee tamam da nasıl baş edeceğiz onu söyle beybi?

Elbette. Eğer verimli bir şekilde ders çalışmak ya da öğrenmek istiyorsak, yüksek bir şekilde odaklanacağımız kısa zaman dilimleri oluşturmalıyız ve o her zaman dilimi arasında beynimizi dinlendirmeliyiz. Bu sistemin aslında bir adı var; Pomodoro tekniği. Pomodoro tekniğinin esası beş dakikalık molalarla bölünmüş, yüksek odaklı yirmi beş dakikalık çalışmalar serisinden oluşuyor. Ancak çalışmaya başlamadan evvel telefonunu kapatmalısın, bilgisayardan çalışılacaksa tüm bildirimleri sessize almalısın ve yirmi beş dakika boyunca yapacağın çalışma haricinde hiçbir şey ile ilgilenmemeli; facebook, twitter ya da instagram gibi hiçbir sosyal medyaya girmemelisin. Eğer zihnin yirmi beş dakikadan daha az sürede dağılıyorsa bu süreyi azaltabilirsin ya da tam tersi arttırabilirsin. Şayet çalışma tek seferde bitmeyecekse ikinci çalışmaya geçmeden önce beş dakika kadar dinlenmeli ve başka bir şeylere odaklanmalısın. Bu facebook, twitter ve instagram olmamalı mesela evin içinde beş dakika boyunca yürüyebilirsin, bir set şınav, barfiks çekebilirsin ya da dondurma topu kalçalar için squat çalışabilirsin -ki bence çalış kalça önemlidirneyse ne diyordum hah. Burada önemli olan nokta yüksek odak için verdiğin sürede sadece çalışmak, dinlenme için verdiğin sürede -ki o beş dakikayı asla geçmemeli- beynini dinlendirmektir. Ayrıca şunu da eklemek gerek şayet 4 çalışma tekrarından daha uzun sürecekse yapacakların dördüncü çalışma sonunda 30 ya da 40 dakika kadar mola verebilirsin ve bu uzun mola içinde sosyal medya serbest. Hadi yine iyisin Pelinsu… Buraya kadar verimli ders çalışmayı etkileyen mental dağınıklıktan ve beynin sınırlarından bahsettim. Bir de bu işin beslenme kısmı var.

Eğer verimli ders çalışmak istiyorsan kansızlık gibi bir sorunun olmamalı çünkü yapılan çalışmalarda kansızlığın konsantrasyonda güçlük yarattığına dair bulunan bulgular var. Yine aynı şekilde uykusuzluk, vitamin eksiklikleri ve gün içinde yeterli su içmemek, özellikle hazır yemeklerde, cipslerde, çerezlerde ve kola gibi gazlı içeceklerde bulunan MSG (Mono Sodyum Glutamate), Aspartame gibi toksinlerin beynin tüm verimini düşürdüğü, odaklanmayı güçleştirdiği ve optimal çalışma düzenini bozduğu görülmüş. İşte tam da bu nedenle asla ama asla ders çalışırken ya da bir şeyler öğrenirken ya da çalışma öncesinde gazlı içecek, cips ve hazır yemekler tüketmemelisin. (**)
Son olarak bir de egzersizin beyin üzerindeki ve hatta öğrenme ve odaklanma üzerindeki etkisi de bilimsel olarak kanıtlanmış bir bilgidir ve
Egzersiz ve Beyin İlişkisi ile Etkin Öğrenme başlıklı yazıyı bu yazı sonunda mutlaka okuman sana çok şey kazandıracaktır. Buraya kadar verimli çalışma ve öğrenmeyi etkileyen faktörlerden bazılarını anlattım hadi şimdi gel neden unutuyoruz ve nasıl hatırlıyoruz buna cevap arayalım.

Hafıza Nasıl Oluşur ve Neden Unutuyoruz?

Neden unutuyoruz? Güzel bir soru ve cevabı hafıza nasıl oluşur ya da nasıl hatırlıyoruz sorusunda gizli. 2000 yılı Tıp Nobel Ödüllü Eric Kandel, hafızanın iki sinir hücresi arasındaki iletişim ile oluştuğunu açıklamıştır. Bu iki sinir arasındaki iletişim ise akson ya da dendrit adı verilen bağlar ile sağlanır. Bir sinir hücresinin aksonu diğer hücreye ulaştığı noktada sinaps adı verilen bir bölgeye dokunur yani sinapslar bir nevi gümrük kapısı görevindedir. İki hücre arasındaki iletişimi gerçekleştiren güç ise sinapslardaki nörotransmiter adını verilen kimyasallar ile gerçekleşir ve günümüzdeki psikiyatrik tüm ilaçlar bu bölgeyi hedef alır. İşte hafıza tam olarak böyle oluşur ve sinirler arasındaki iletişim hatırlamak, iletişim kurulamaması ise unutmaktır.

Yapılan son çalışmalar hafıza oluşumundaki rolün hücreler arasındaki iletişimin gücüne bağlı olduğunu söylüyor. Bir diğer deyişle öğrenilen bilgi kısa süreli mi olacak yoksa uzun süreli mi olacak bunu belirleyenin iki hücre arasındaki iletişimin gücüdür. Eğer bir uyarı sonucu iki hücre arasında iletişim bir kez tekrarlanıyorsa bu zayıf bir bağ olacak ve kısa süreli hafıza olarak kalacaktır. Eğer aynı uyarı aynı iletişim ağından belirli aralıklarla defalarca geçerse beyin hızlı davranmak için sinapsları güçlendirerek iletişimi fiziksel olarak geliştirecektir yani bağlantıyı, iletişimi büyütecektir. Böylece uzun süreli hafıza oluşmuş olur. İşte tam olarak bu nedenle öğrenmenin temelini tekrar etmek oluşturur. Sonuç olarak öğrenme denilen şey sadece hatırlamaktır. (***) Pekalâ hafızanın nasıl oluştuğunu da anladığına göre şimdi bu bilgilere dayanarak seni de daha fazla çileden çıkartmadan verimli ders çalışma ya da verimli öğrenmenin cevabını vereyim.

Başarının Altın Kuralı: Verimli Ders Nasıl Çalışılır?

Hâfızanın nasıl oluştuğunu anladığını düşünerek, bilginin uzun süreli hafızaya aktarılması konusunda bilimsel çalışmaları sıralayacağım ve her madde verimli ders çalışma ya da öğrenmenin cevabını verecektir. Wisconsin Üniversitesi’nden Anthony Greene hafızayı güçlendirmek ve öğrenilen bilgilerin kalıcı olmasını sağlamak için yaptığı araştırmalar hakkında şunları söylüyor:

  • Ne öğrenmek istediğini bilmek ve okuyacağınız metnin ya da öğrenecek olduğunuz bilginin ne hakkında olduğu konusunda çalışmaya başlamadan önce tartışmak, sinir hücrelerini uyararak oluşacak hafızanın zeminini hazırlar: Çalışmaya başlamadan evvel yukarıda anlattığım uygun ortamı hazırladıktan sonra verimli çalışmak için yapılması gereken ilk uygulama ne öğrenmek istediğini tartışmaktır. Bunu kafasını ütülemek istediğin bir arkadaşına uygulayabilirsin. Bugün akşam bilmem neyi öğrenmek istiyorum bu yüzden bugün şu kitabı aldım, şu videoyu buldum orada da özet olarak baktığımda şunları anlatıyor diye ver veriştir. Beklentinden ve o bilgiyle ne yapabilirsin bunlardan bahset ve birkaç kaynak da arkadaşına sor. O kaynaklarda neler var, özetle bilgi al. Haa yok ben yanlızlığın ekber-i şâhıyım hiç gerek yok böyle atraksiyonlara hem insanlara da yazık diyorsan bir kağıda kısa bir şekilde ne öğreneceğinden ve beklentilerinden bahset, okuyacağın ya da öğreneceğin bilginin sana ne kazandıracağını ve ne öğretmesi gerektiğini soru kalıpları olacak biçimde başlık olarak not al.
  • Öğrenilecek bilginin yön haritasını çıkarmak, öğrenme esnasında bilgiler arasında düzen ve zaman akışı kurar böylece anlamayı kolaylaştırarak bilgi içselleştirilir: Öğrenilecek bilginin eğer alt başlıkları var ise öncelikle başlıkları alt alta not alın. Şayet yok ise bunu sen oluşturmalısın. Bunun için kısaca anlatılanlara bir göz gezdir ancak burada harcanacak zaman kısa olmalı. Konu hangi başlıkla, nasıl başlanmış, sonrasında nelerden bahsetmiş ve nereye yönlendirmek istemiş bir çıkarımda bulun. Dediğim gibi bu çıkarımı eğer varsa başlıkları alt alta yazarak ya da göz atarken kendin oluşturarak yapmalısın. Bu sayede konunun ana hatlarını çıkarmış ve düşüncelerini düzenlemiş olacaksın.
  • Öğrenilecek bilgiler ile daha önce edinilen deneyimler arasında kurulan bağlantılar, bilginin kalıcı olmasını ve öğrenilmesini sağlar: Bu aslında hepimizin bildiği bir bilgi ancak bunu değerli kılan tamamen bilimsel olarak kanıtlanmış olması ve aslında çocukluğumuzda öğretmenlerimizin bize uyguladığı bir yöntem olmasına rağmen unutmuş olmamız. Örneğin bir çocuğa öğretilecek ve kalıcı olması sağlanacak en zor bilgiler, soyut bilgilerdir ve matematiği zor yapan şey budur. Fakat matematiği en kötü olan insan bile iki kere ikinin kaç olacağını bilir. Peki neden, hiç düşündün mü? Çok kolay olduğundan mı? Hadi ama yapma dostum, senden daha iyi şeyler beklerdim. Neyse açıklayayım; çok kolay olduğundan ziyade daha önceki deneyimleri ile bağlantı kurabilmiş bir bilgi olmasındandır. Örneğin öğretmen tahtada bize iki kere iki dörttür diyerek öğretmez. Bunun yerine benim ve kızımın bisikleti var. Şimdiki soruyu bilenler bisikletlerin tekerlerini kırmızıya boyarken bana yardımcı olacak. Pekâlâ o zaman soru şu; kaç tane tekeri kırmızıya boyayacağız?
    Bu örnek çoğaltılabilir. Ancak kişinin liseye kadar gelip çarpım tablosunu bilmiyor olmasındaki esas neden işte burada gizlidir. Birincisi bu öğrendiği çarpım işlemini farklı sorular ile tekrarlamaması ikincisi daha önce dokuz kişinin kıçına yedişer kez tekme atmamasındandır.
    Biliyorum biraz fazla uzattım bu maddeyi ancak gerçekten önemli bu nedenle büyüdükten sonra yaşadığımız başka bir örnekle devam etmek istiyorum. Meselâ mutlak değer daima pozitif çıkar. Biz bilgiyi bu şekilde öğrendiğimiz zaman beyin sinirleri birbiri ile daha az bağ kurar. Bu durum konu özelliğinin hem daha çabuk unutulmasına neden olur hem de konunun çok karışık olduğu algısını yaratır. Bunun yerine deneyimlerimiz ile bağ kurarsak hem daha fazla sinirle iletişim kurmuş oluruz hem de bu iletişim daima sağlanacağı için güçlü olur. Mutlak değer daima pozitif çıkar çünkü bir ölçü birimidir. Örneğin bir noktada sabit iken sağa atılan bir adım + yönü olarak kabul edilir ve +1 olarak parantez içine yazılır. Aynı noktadan sola iki adım gitmeyi ise – yön olarak gösteririz ve -2 olarak yazarız. Toplamda üç adım attık ama ilk yerimizden sola bir adım gidecek şekilde yer değiştirdik. Bu nedenle parantez içinde -1 kaldı. Fakat bu bir birim olduğunda hangi yöne gittiği bizi pek ilgilendirmez ve parantez dışına 1 diyerek çıkar. Yani buradaki 1 adım, metre ya da santim gibi bir değeri gösterir. Bu bilgiyi sadece matematik gibi konularda değil KPSS gibi tarih derslerinde de kullanmak önemli. Savaşların sebepleri ve tarihlerini o günün şartlarıyla hayal edip, bugün olsaydı nasıl olurdu sorusunu kendine sor. Savaşı kim kazanırdı? Nasıl bir savaş olurdu? Sadece hayal et. Son olarak burada anlatılan ilişkilendirme yöntemini konuyu öğrenirken tamamen kendi cümlelerin ile kısa bir şekilde not almalısın.
  • Öğrenilen bilgileri not almak ve paylaşmak yeni deneyimler kazandırırken tekrar etmeyi duygular aracılığıyla sağlar. Beyin sinirleri arasındaki en güçlü iletişimler çoğunlukla duyguların bıraktığı izlerdir: Bilimsel çalışmalar yazarak çalışmanın bilinen en eski ve etkili çalışma yöntemi olduğunu yakın bir zamanda kanıtladı. Bu nedenle bir önceki maddede anlattığım gibi öğrenilen bilgileri unutmamak için olabildiğince deneyimlerin ile ilişkilendirmeli ve kendi cümlelerinle kısa notlar almalısın. Ancak bu notları daha önceki belirlediğin ana hat başlıkların altına sırası ile düzenli olarak kaydetmelisin ah unutmadan öğrenirken bilmediğin kelimelerin anlamını ya da bilmediğin bir özelliğe, bilgiye bağlı çıkarımlar varsa nedenlerini ve ne olduğunu mutlaka o an öğrenmeli, not etmelisin. Öğrenilecek bilgiyi bitirdikten sonra notlarına göz at. Daha sonra tüm öğrendiklerini sesli olarak kendi kendine anlat ancak bunu yaparken hatırlamadığın yerde asla makaleyi ya da videoyu açma bunun yerine aldığın kısa notları kullan ve bu kısa notları hatırladığın bilgilerle detaylandır. Bilmelisin ki bu okurken ya da izlerken harcadığın zamandan daha uzun olacak çünkü sesli anlatımdan sonra yapacağın ilk madde anlatılan beklentileri karşılaştırmak; öğrenmek istediğin soruların cevabını alabildin mi? Ne öğreteceğini doğru tahmin ettin mi? Cevaplarını bulamadığın sorular var ise bunları araştırmak üzere not al ya da tahminlerinden fazlasını bulduysan bunların ne olduğunu kısaca kendi kendine anlat. Son olarak hiçbir başlığa ve nota bakmadan tümünün özetini yazılı olarak çıkar. Çünkü şimdi, şu an özet olarak yazamazsan yarın sınavda, sunum anında da anlatamaz ya da açıklayamazsın. Son olarak en kısa sürede ilgisini çektiğini düşündüğün bir arkadaşına öğretmen edasıyla tüm öğrendiklerini anlat.
  • Son gün telaşı unutmanın, tekrar ise hatırlamanın mihenk taşıdır: Daha önce de anlattığım gibi tekrar, hafızanın temelini oluşturur. Bu nedenle yazdığın özeti belirli aralıklarla okumak ve tekrar özetlemek için bir zaman çizelgesi oluştur. Bu zaman çizelgesinin en güzel örneğini DGS ye Nasıl Hazırlanmalı başlıklı yazımda örnek olarak vermiştim buna bir göz at ve kendin için en uygun şekilde düzenle ah unutmadan, nörobilimsel araştırmalar son gün yapılan tüm çalışmaların telaşa sebep verdiğini ve bu yüzden kaygının oluştuğunu bu nedenle de stresin arttığını ziyadesiyle odaklanmada ve hafızada kesintiler yaşandığını kanıtlamıştır.

Şimdilik verimli ders çalışma ve verimli öğrenmenin cevabını verdiğimi düşünüyorum. Bir sonraki yazıda okuduğunu daha iyi anlamanın ve kalıcı olarak hatırlamanın nasıl yapılacağından bahsedeceğim.

Beni ilk kez okuyorsan, ilk kez tanışmış isek ve buraya kadar da üşenmeyip okumuş isen Üretkenlik başlığı altında yazılanları da okuman eminim hayat kalitende az da olsa bir artış sağlayacak ayrıca olumlu ya da olumsuz tüm yorumlarınız kendimi geliştirmekte yardımcı ve yeni videoların ya da yazılan gelmesi için motivasyon olacaktır.
erkan özcan
konya/ ocak 2019

Verimli Çalışma ve Verimli Öğrenme yazısında kullanılan kaynaklar
* http://www.talentsmart.com/articles/Multitasking-Damages-Your-Brain-and-Your-Career,-New-Studies-Suggest-2102500909-p-1.html 
** Profesör Robert Winston - Günümüzün Çocuğu Belgeseli
*** principles of neural science - Eric R. Kandel

Yorumlar

9 Comments

Post a comment
  1. seda #
    Ekim 21, 2019

    Gerçekten çok aydınlatıcıydı.Okuduğunu anlamayla ilgili de yazılarınızı bekliyoruz.

    • Ekim 24, 2019

      Asıl ben hiç üşenmeden geri bildirimde bulunduğunuz için çok teşekkür ederim zira bu yorumlar bana hep motivasyon oluyor ve yeni yazılar yazmamda yakıt görevi görüyor. En geç 2 hafta içerisinde yayınmaış olacağım, umarım hayatınıza katkısı olan bir yazı çıkar.

  2. Sevinc #
    Haziran 8, 2019

    Okuduğum bölüm ingilizce ve türkçe dersim yok derslere nasıl çalışacağım hakkında en ufak fikrim yok bana yardımcı olur musunuz bitmiş durumdayım

  3. burcu #
    Mayıs 17, 2019

    Harikasınız ya mükemmel bilgiler çok teşekkür ederim.

  4. Ayhan #
    Mayıs 15, 2019

    dgs ile başladım sizi takip etmeye ve ayda bir girer bakarım yeni şeyler var mı diye yazdığınız diğer başlıklarda yazdıklarınızla yetinmeyip kaynak verdiğiniz tüm kitapları ve videoları izledim hayatıma küçük değil çok büyük bir katkı sağladınız ve sizin sayenizde şu an mimarlık öğrencisiyim 🙂 verimli ders çalışma yazınızda anlatılan her şeyi kitap okurken uygulayacağım ama asıl okuduğunu daha iyi anlama ve unutmamak için yazacağınız yazıyı merakla bekliyorum.

  5. duygu #
    Mayıs 10, 2019

    mükemmelll bilgilerr iyiki varsınız çok teşekkürler. bi de yeni yazılarınızdan nasıl haberdar olacağız acaba??

  6. Ayşegül #
    Mayıs 9, 2019

    dgsye nasıl hazırlanmalı yazınız ile başlayıp taa buralara kadar geldim. şu an üniversitede adalet okuyorum ve ezber gerçekten çok zor geliyor hatta bu yıl ne kadar yanlış bi bölüm tercih ettiğimi düşünmeye bile başlamıştım. özellikle hedef hakkıda yazdıklarını sonrasında bileşik etki ve sonra kendin hakkında yazdığınız yazı son olarak da bu yazıyla kendimi bomba gibi hissediyorum çok teşekkür ederim. verimli ders çalışma ile alakalı yazdığınız tüm bu şeyleri uygulayacm sonuçları mutlaka paylaşırım inşallah etkili olur. teşekkürler tekrar erkan bey.

  7. PDRreform #
    Mayıs 6, 2019

    gerçekten verimli öğrenmek için çok güzel bir yazı olmuş tebrikler Erkan. izniniz olursa yazınızın bir kısmını websitemizde paylaşmak isteriz aayrıca kaynakları eklemen çok iyi olmuş bunun için gerçekten çok teşekkürler hem kendimin hem de öğrencilerimin faydalanabileceği bir yazıydı. Bir de acaba hiç profesyonel olarak bu konularda eğitim aldınız mı yoksa sadece ilgi alanınız mı ve eğer bir teklif gelirse dergilerde yazmak ister miydiniz?

Leave a Reply

Basic HTML is allowed. Your email address will not be published.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.